Buradasınız

ÜNİVERSİTE HOCALIĞI BİR "EDEB"DİR

ÜNİVERSİTE HOCALIĞI BİR "EDEB"DİR



Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre[1]




(Azîz dostum Prof.Dr. Rûşen Gezici'ye)



Hz. Peygamber (s.a.)'in hadîsleri ve Kur'ân'ın âyetleri İslâm'a Göre İlim Ahlâkı hakkında hârikulâde bir doktrin içermektedirler. Bu doktrini bütün genişliği ve yüceliği ile açık ve seçik bir biçimde ortaya çıkarmak hiç de kolay değildir ama her ne bahasına olursa olsun tecrübe edilmesi de gerekir. İslâm'ın temelinde, toplumun bugünkü ilmî hayatı ve ilim adamları hakkında göstereceği pek çok ahlâkî îkaz bulunmaktadır. Bu incelemenin gāyesi Üniversite Hocalığının niçin bir "edeb" olduğunu ve neyin edebi olarak idrâk edilmesi gerektiğini hadîslerin ve âyetlerin ışığında ortaya koymağa çalışmaktır.

1933 Üniversite Reformu'nda Türkiye'ye gelen alman üniversite hocalarının II. Cihân Harbi'nden sonra Almanya'ya geri dönmeleriyle üniversitelerimizde başlayan gevşeme ve çözülme 12 Eylûl 1980 darbesinden sonra 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kānûnû'nun yürürlüğe girmesiyle yozlaşmaya dönüşmüştür. Daha önce gene "Umran"da çıkan bir yazımda[2] üniversitelerimizdeki idârî ve ahlâkî çöküşü bir nebze tahlîl etmiştim.

  1. Çalıntı eserlerle doktora yapanların fink attığı,
  2. Master tezi bile addedilemeyecek kadar vasıfsız tezlerin doktora tezi olarak kabûl edildiği,
  3. Üniversite rektörlerinin bile intihâle başvurdukları, yâni başkalarının ilmî eserlerini kendi eserleri imiş gibi gösterdikleri,
  4. Siyâsî ideolojilerin resmî baskı, nifâk ve ayırımcılık aracı olarak kullanıldığı,
  5. Hür düşünce ve araştırmanın yuvası olması gerekirken dayatmacı, asabî ve yobazca sürdürülen ideolojik bir siyâset ve yönetim tarzının egemen kılındığı


bir üniversiter ortamdaki ahlâk, edeb ve deontoloji fıkdânı herkesi ilgilendirmeli ve buna mıtlakā, en azından kānûn düzeyinde, bir çâre bulunmalıdır.

Bu incelemedeki işâretlenmemiş olan Hadîsler, kolay bulunabilecek olan kaynaklardan: 1) Abdülbâkıy Gölpınarlı'nın: Hz. Muhammed ve Hadîsleri, Arkın Yay. İstanbul/1957 başlıklı kitabından; ve kendisinden yapılan alıntılar metinde: 2) (AZG) ile işâretlenmiş olanlar Ahmed Ziyâüddîn Gümüşhânavî'nin: Râmûz-ül Ehâdîs, Pamuk Yay. İstanbul/1991; 3) (ŞY) ile işâretlenmiş olanlar Şemseddin Yeşil'in: Binbir Hadîs, 3. baskı, İstanbul/1983; ve 4) (ÖFM) ile işâretlenmiş olanlar da Ömer Fevzi Mardin'in: Hadîs-i Şerifler / Mevzulara Göre Tasnifli-Şerhli, 2. Baskı, İstanbul/1978 başlıklı eserlerinden derlenmiştir. Kur'ân âyetleri için romen rakkamları sûre numaralarını ve adî rakkamlar da âyet numaralarını göstermektedir.


* * *


I. Hadîslerde:
  • "Âlimin sermâyesi kibri terk etmektir".
  • "Bilgisiyle öğünen kişiye düşman olun".
  • "Gösterişin azı bile şirktir".
  • "Nefsinde azamet gösteren ve kibirlenen; iyilikleri kendine, fenâlıkları başkalarına hasreden, meclislerde mahfillerde üstünlük ve yükseklik hırsında bulunan, gururlanarak sallana sallana yürüyen kimse Allāh'ın gazabına uğrar" (ÖFM).
  • "İlim ve ilme lâzım olan vekārı öğreniniz" (ŞY).
  • "Her kim Allāh rızâsı için tevazuu kendine âdet edinirse Cenâb-ı Hakk onu yükseltir".


Âyetlerde ise:

  • "Yeryüzünde kibirlenerek yürüme; çünkü ne yeri yarabilirsin, ne de boyun dağlara erer, onlara erişebilirsin." (XXVII/37)
  • "Ve ululanıp insanlardan yüz çevirme; ve yeryüzünde, kendini beğenerek kibirle yürüme. Şüphe yok ki Allāh ululanıp övünenlerin hiçbirini sevmez." (XXXVI/18)
  • "(Allāh) Ey İblîs demişti, kudret ellerimle yarattığıma (Âdem'e) ne oldu da (emrime rağmen) secde etmedin? Kibirlilik mi taslıyorsun, yoksa yücelerden misin sen?" (XXXVIII/75)
  • "Kim izzet (yücelik, üstünlük) sâhibi olmak dilerse bilsin ki bütün izzet Allāh'ındır..." (XXXV/10)
  • "...şüphe yok ki O (Allāh) kibirlenenleri sevmez." (XV/23)


denilmektedir.

Şu hâlde "Üniversite Hocalığı", kibirli olmamak fakat bu hocalığın vekārını da tevâzu ile izhâr edebilmek edebi olmalıdır.


* * *

II. Gene hadîslerde:

  • "Kendilerinden ilim öğrendiğiniz kimselere hörmet edin! İlim öğrettiklerinize de hörmet edin!" (AZG).
  • "Kimden bilgi öğreniyorsanız ona karşı alçak gönüllü olun! Kime bir şey belletiyorsanız ona karşı da alçak gönüllü olun! Cebbâr bilginler olmayın!"


Ve âyette de:

  • "... Bilin ki ilâhınız Tek İlâh'dır, artık O'na teslîm olun; alçak gönüllü olanlara da müjde ver.." (XXIV34).


diye beyân olunmaktadır.

Şu hâlde "Üniversite Hocalığı", ilim öğrendiği hocalarına karşı da, kendisinden ilim öğrenen öğrencilerine karşı da saygılı ve alçak gönüllü olmak, cebbâr davranmamak edebi olmalıdır.


* * *


III. Hadîslerde:

  • "İkiyüzlülüğün (münâfıklığın) alâmeti üçtür: İkiyüzlü adam söz söyledi mi yalan söyler; vaad edince vaadinde durmaz; kendine emniyet edilirse hâinlikte bulunur, emânete hıyânet eder."
  • "Söz vermek bir borçtur. Söz verip yapmayanın vay hâline! Söz verip yapmayanın vay hâline! Söz verip durmayanın vay hâline!" (AZG)


denilmektedir. Ve âyetlerde de:

  • "... Kim ki verdiği sözü dosdoğru tutar da sakınırsa, bilsin ki Allāh sakınanları sever" (III/76).
  • "Ey îmân edenler verdiğiniz sözü tutun ..." (V/l).
  • "Ancak aklını isâbet ve dirâyetle kullananlardır ki (yâni ulü-l elbâb'dır ki) Allāh'a verdikleri sözü yerine getirirler ve onlar anlaşma ve sözleşmelerini nakzetmezler (bozmazlar)" (XIII/20).
  • "... Verdiğiniz sözleri tutun! Şüphe yok ki sizler verdiğiniz sözlerden sorumlusunuz" (XVII/34).


denildiğine göre:

"Üniversite Hocalığı" öğrencilerine, meslekdaşlanna, hocalarına ve diğer kimselere verilen her türlü sözün, yapılan her türlü vaadin dosdoğru tutulması, aslā ikiyüzlü davranılmaması sorumluluğunu idrâk etmek edebi olmalıdır.


* * *

IV. Hadîslerde:

  • "Söylenmeyen, belletilmeyen bilgi: yoksullara harcanmıyan, kimseye faydası dokunmayan defîneye benzer."
  • "Kimsecikler bir bilgiyi yaymaktan daha üstün bir sadaka veremez."
  • "Bilginin âfeti unutmaktır. Ehil olmayana bilgi öğretmek ise bilgiyi yitirmektir."
  • "... Ehil olmayana bir şey öğreten mücevherleri, incileri ve altınları domuzlarını boynuna takan kişiye benzer."
  • "Bildiğinizi öğretin! Öğretirken kolaylaştırın, güçleştirmeyin! Müjdeleyin! Nefret verip kaçırmayın! Ve biriniz kızdı mı sussun!"
  • "Kim bir bilgi belletse, onunla amel edenin ecri (sevâbı) eksilmemek şartıyla, bir ecir de öğretenedir."


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", bildiğini ehline öğretmek ve öğretirken de kolaylaştırmak edebi olmalıdır.


* * *

V. Hadîslerde:

  • "Bilginlerin gayreti, himmeti bildiklerini zabtetmektir; aklı az olanların uğraştıkları şey ise rivâyet edip durmaktır."
  • "Bilgiyi gizleyene her şey, hattâ denizdeki balık ile havadaki kuş bile lânet okur."
  • "Yazıklar olsun bilmeyene! Yazıklar olsun bilip de bildiğini zabt etmeyene!"
  • "Kimsecikler bir bilgiyi yaymaktan daha üstün bir sadaka veremez."
  • "(O hâlde) bilgiyi yazın da yitirmeyin!"
  • "İlmini kendine saklayıp gizleyene Allāh ateşten gem vurur."
  • "Bilgiyi şeref ehlinden sorun, onlardan öğrenin! Onlarda bilgi varsa yazın! Çünkü onlar yalan söylemezler."
  • "İnsanın kendisinden sonra bıraktığı hayrlı şeyler üçtür: kendisine dua eden temiz ve iyi evlât, ecri dâimâ gelip duran dâimî sadaka ve kendisinden sonra halkın faydalandığı bilgi."
  • "İlmini, bilmeyene öğretmeyen âlime yazıklar olsun!"


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", ilmini yaymak ve kitaplaştırmak edebi olmalıdır.


* * *

VI. Hadîslerde Hz. Peygamber:

  • "Her ilim sâhibi ilme açtır."
  • "Âdemoğlullarının nefsi bilgi elde etmeğe uğraşmada hep gençtir."
  • "İlim elde etmeğe çalışmak dîne ne güzel bir yardımdır."
  • "Bilgisizler arasında bilgi elde etmeğe uğraşan, ölüler arasındaki diriye benzer."
  • "İlim elde etmek her Müslümana farzdır..."
  • "Güzel güzel sormak ilim elde etmenin yarısıdır."
  • "İlim definelerdir. O definelerin anahtarları da sorudur. Sorun! Allāh rahmet etsin size! Çünkü soruda dört kişiye ecir vardır: sorana, öğretene, dinleyene ve bunları sevene."
  • "Çin'de bile olsa, bilgiyi arayın; gidin elde edin! Çünkü ilim sâhibi olmak her Müslümana farzdır. Şüphe yok ki melekler aradığı dilediği şeyden râzî olduklarından dolayı ilim sâhibi olmak isteyenin üstüne kanatlarını gererler."
  • "(Onun için) Hangi kaptan çıkarsa çıksın, iyi-kötü kimde bulunursa bulunsun, hikmeti almağa bakınız."


buyurmaktadır. Buna göre:

"Üniversite Hocalığı", ilmini sürekli arttırmanın kendisine farz olduğu husûsunda idrâk ve irâde sâhibi olmak edebi olmalıdır.


* * *


VII. Cenâb-ı Peygamber:

  • "Tamah âlimlerin kalplerinden hikmeti giderir.
  • "Âlimler emîrlerle (buyruk sâhibleriyle) düşüp-kalkmadıkça, dünyâya dalmadıkça emîn kimselerdir. Fakat bunlarla düşüp-kalkar ve dünyâya dalarlarsa peygamberlere hıyânette bulunmuş olurlar; o vakit çekinin onlardan!"
  • "Halkın içinde Allāh'ın en sevmediği kişi emîrleri (buyruk sâhiblerini) ziyâret eden âlimdir."
  • "Bir âlimi bir emîr (buyruk sâhibi) ile fazlaca düşer-kalkar gördün mü bil ki o, hırsızın biridir."
  • "Âlimlerin fenâsı emîrlerin ayağına gidenler; emîrlerin iyisi de âlimleri ziyâret edenlerdir."
  • "Kim çağırıldığı zaman (gördüğüne, bildiğine) şâhitlik etmez ise yalan yere şâhitlik etmiş gibidir."
  • "Yalancı şâhide (ise) Allāh, daha adımlarını atmadan Cehennemi vâcib kılar."
  • "Zâlimler ve onlara yârdım edenler Cehennemdedir."


demekte, ve âyette de:

  • "Gerçeğin üzerine bâtıl elbisesini giydirmeyin! Ve bildiğiniz hâlde gerçeği saklamayın!" (II/42)


diye beyân olunmaktadır. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı" 1) Devlet erkânının peşlerinden koşmamak; 2) Devlet erkânıyla görüşmek zorunlu ise de gerçeği çekinmeden söylemek ve 3) tabasbus etmemek edebi olmalıdır.


* * *


VIII. Ve kezâ hadîslerde:

  • "Ümmetimin hayırlıları âlimlerdir; âlimlerin hayırlı¬ları da merhametli olanlardır. Bilin ki Allāh, bilgisi¬zin bir tek suçunu bağışlamadan önce bilgin kişinin kırk suçunu bağışlar..."
  • "Bir an bilgiyle meşgūl olmak, bir an kitaba yazıya bakmak altmış yıl ibâdetten hayırlıdır."
  • "Bilgisinden halkın istifâde ettiği bir tek âlim ibâdet edip duran bin kimseden daha hayırlıdır."


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", asıl zenginliğinin ilmi olduğunu idrâk etmek edebi olmalıdır.


***


IX. Hadîslerde:

  • "Hayra kılavuzluk eden, hayır işleyen gibidir."
  • "Doğru yolda ol ve ahlâkını halka beğendir!" (ÖFM)
  • "İyi biliniz ki sizin en güzel huylunuz, en hayırlı olanınızdır" (ÖFM).
  • "Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için görevlendirildim."
  • "Cenâb-ı Hakk ancak kullarının merhamet ve şefkat sâhibi olanlarına merhamet eder" (ÖFM).


denildiğine göre

"Üniversite Hocalığı" öğrencilerinde iyi ahlâk, insanî sıcaklık, merhamet ve şefkat sâhibi olmanın ilimden önce geldiği kanaatini uyandıracak şekilde iyi bir misâl olmağa cehdetmek edebi olmalıdır.


* * *


X. Gene hadîslerde:

  • "Sefih (adî) kimselerle cidâlleşmek, âlimlere karşı üstünlük taslamak ve bu sûretle insanların teveccühüne mazhar olmak kasdıyla ilim tahsil etmeyiniz! Zirâ bu gāye için okuyanlar Cehennem'dedir."
  • "Allāh'ın en fazla buğz ettiği kimse cidâlleşmede[3] direnen kimsedir".
  • "Doğruyu bulduktan sonra aşırı cidâlleşme tutkusuna kapılmadıkça bir kavim doğru yoldan sapmaz."
  • "Kim ki bâtıl (yâni haksız) olduğunu anlayıp da cidâlleşmeyi terk ederse Allāhu Teâlâ ona Cennet'in kenar yerinde bir ev ihsân eder. Kim ki haklı olduğu¬nu bildiği hâlde cidâlleşmeyi terk ederse Allāhu Teâlâ ona Cennet'in en iyi yerinde bir binâ inşâ eder."
  • "Biriniz, kardeşinin yanına gelip oturdu muydu ona bir şey öğrenmek için soru sorsun; onu alt etmek için soru sormasın!"


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", ilmî gerçekleri nefsânî duyguların etkisi altında kalmadan aramak, ille de üstünlük sağlamak için değil yalnızca ilmî gerçeği bulmak için tartışmak edebi olmalıdır.


***


XI. Hz. Peygamber:

  • "Kim ben âlimim derse odur câhilin ta kendisi".
  • "İlmiyle öğünen kimseye düşman olun!".
  • "Âlimler arasında öğünmek yâhut akılsızlara görünmek yâhut da halkın gönüllerini kendisine çekmek için bilgi elde eden Cehennem'e yönelmiştir."


demekte ve Kur'ân'da da Cenâb-ı Hakk:

  • "... Allāh, kendini beğenip övenleri sevmez." (IV/36)
  • "Ve ululanıp insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde, kendini beğenerek kibirle yürüme! Şüphe yok ki Allāh ululanıp övünenlerin hiçbirini sevmez" (XXXI/18).


diye beyânda bulunmaktadır. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", ilmiyle de hasbelkader işgāl ettiği mevki ile de övünmekten kaçınmak edebi olmalıdır.


* * *


XII. Hadîslerde:

  • "Susmak âlimin süsüdür; bilgisizin de bilgisizliğini örter."
  • "Çok konuşan çok hatâ yapar; çok hatâ yapanın yalanı çok olur; yalanı çok olanın günâhı çok olur; günâhı çok olan kişi ise Cehennemi hak eder."
  • "Yalan yüzü karartır..."
  • "Yalan îmân ile bağdaşmaz." (AZG)
  • "Doğrulukta helâk olacağınızı bilseniz bile doğruyu arayın, doğruyu söyleyin; çünkü kurtuluş ondadır. Kurtuluşu yalanda görseniz bile çekinin yalandan; çünkü helâk olmak yalandandır."


Âyetlerde ise:

  • "Yazıklar olsun boyuna yalan söyleyip durmadan suç işleyene" (XLV/7).
  • "... Yalan sözden çekinin" (XXII/30).


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı" her konuda isâbetle beyân edeceği bir fikri olduğu, bunu ille de beyân etmesi gerektiği vehminden kurtulmak, "bilmiyorum" demesini de becerebilmek edebi olmalıdır.


* * *


XIII. Ayet-i kerîmede:

  • "... (İnsanlar) O'nun (Allāh'ın) ilminden ancak O'nun dilediği kadarını ihâta ederler (kuşatırlar, kavrarlar)..." (II/255).


denilmektedir. Buna göre de:

"Üniversite Hocalığı", bütün ilmine rağmen, cehâletinden utanç duymamak edebi olmalıdır.


* * *


XIV. Haram konusunda Cenâb-ı Peygamber:

  • "Kim helâlinden, kimseden dilenmeden, çoluk çocuğu için ve komşularına da şefkat göstermek için Dünyâ'da çalışırsa Allāh onu kıyâmet günü yüzü dolun ayı andıran bir şekilde diriltir. Kim de haramdan mal edinirse ve durmadan da bununla övünürse kıyamette Allāh'ı kendisine gazâb etmiş olarak bulur." (AZG)
  • "Kendinin olmayan şeyi benimdir diye iddia edenler bizden değildirler (yâni, Allāh korusun, dinden çıkmışlardır!). Onlar Cehennem'de oturacak yer hazırlasınlar." (ÖFM)


Kur'ân'da da, hırsızlık hakkında:

  • "Erkek olsun, kadın olsun hırsızlık edenlerin elde ettiklerine karşılık Allāh tarafından ibret verici bir cezâ olarak ellerini kesin! Ve Allāh azîzdir, hüküm ve hikmet sâhibidir." (V/38).


denilmektedir. Bunlara göre:

"Üniversite Hocalığı", başkalarının eserlerini kendisinin eserleri imiş gibi göstermemek (intihâl etmemek) edebi de olmalıdır.


* * *


XV. Hadîs-i şeriflerde Cenâb-ı Peygamber:

  • "Harîs, helâl olmayan yollardan kazanç isteyen kişidir."
  • "Gizli şehvetten çekininiz; meselâ bir âlimin insanların rağbet ve ikbâlini arzu edip de başına adam toplamasını sevdiği gibi" (ÖFM).
  • "Cenâb-ı Hakk âhiret umûruna câhil kalan Dünyâ âlimlerine gazab eder." (ÖFM)
  • "Tamah, hikmet ve basîreti âlimlerin kalbinden izâle eder." (ÖFM)
  • "Dünyâ'ya göz dikme, Allāh seni sevsin! Halkın elindekine göz dikme, halk seni sevsin!" (ÖFM)


diye îkazlarda bulunmaktadır. Buna binâen:

"Üniversite Hocalığı", ilmini kendi siyâsî ihtirâsına olduğu kadar başkalarının siyâsî ihtirâslarına da âlet etmemek, âdil davranmak edebi olmalıdır.



* * *


XVI. Hadîslerde:

  • "Kim bir mümine lûtfetse yâhut bir işte, bir husûsta onun küçük-büyük ihtiyaçlarından birini karşılayıp yükünü hafifletirse Cennet hizmetçilerinin ona hizmette bulunmasını Allāh o kuluna lûtfeder. O da bunu hak etmiştir."
  • "İyilik edilmeye lâyık olsun, olmasın herkese iyilik et! Lâyık olana rastlarsan ne âlâ. Lâyık olmayana iyilik edersen sen iyilik eden birisin, iyisin ya; bu da yeter."
  • "Bir mümini sevindiren kişi, gerçekten de Beni sevindirmiştir."
  • "Küçüklerimize merhamet ve şefkat etmeyenler, büyüklerimizin şeref ve kadrini bilmeyenler bizden değildir." (ÖFM)


denilmekte olduğundan:

"Üniversite Hocalığı", öğrencilerinin sorunlarını gidermek husûsuna öncelik tanımak edebi de olmalıdır.


* * *


XVII. Ehliyetsiz kişiler hakkında da Hz. Peygamber şöyle îkazlarda bulunmaktadır:

  • "İş ehliyetsize tevcih edildi miydi, kıyâmeti bekle." (ÖFM)
  • "Ehli varken ehliyetsizi kullanan, Allāh'a ve Resûlü'ne ve bütün müminlere hıyânet etmiş olur." (ÖFM)


Buna göre:

"Üniversite Hocalığı", aynı zamanda, ilmî hayatta ehliyetsiz kimselere geçit ve ödün vermeme edebi olmalıdır.


* * *


XVIII. Hadîs:

  • "İnsan öldü müydü yaptığı işler biter gider (de artık hiç bir hayırda bulunamaz); ancak: dâimâ sürüp-duran bir sadaka sâhibinin, ilmiyle halkın faydalandığı kişinin ve bir de kendisine dua eden temiz (ve hayırlı) bir evlât (halef) bırakanın hayr ü hasenâtı kesilmez"


dediğine göre:

"Üniversite Hocalığı", kendisine ilimde hayrü-l halef yetiştirmek husûsunda irâde sâhibi olmak edebi de olmalıdır.


* * *

XIX. Hz. Peygamber:

  • "Ne mutlu şahsiyetini yitirmeden tevâzu gösterebilene, meskenete ve zillete düşmeden nefsini alçaltana!"
  • "Kendilerinden ilim öğrendiğiniz kimselere hörmet edin; ilim öğrettiklerinize de hörmet edin!"
  • "Tevâzu âlimin i'tibârını arttırır." (ÖFM)


demektedir. Şu hâlde:

"Üniversite Hocalığı", zaman içinde kendisini ilimde aşan öğrencileriyle iftihâr edebilmek edebi olduğu zaman yücelir.


* * *


XX. İslâm ahlâkında emânet, ve emânete hıyânet etmemek çok önemlidir:

  • "Emânete hıyânet edenlerin îmânı yoktur." (ÖFM)
  • "Emânet aynı izzettir." (ÖFM)
  • "Gerçekten de kurtulmuşlar, muratlarına ermişlerdir inananlar. (XXIII/1)... Ve öyle kişilerdir onlar ki emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler (XXIII/8 ve LXX/32)."


İşte bundan dolayıdır ki:

"Üniversite Hocalığı" ilminin, öğrencilerinin ve hasbelkader işgāl etmekte olduğu mevkiin kendisine Cenâb-ı Hakk'ın emânetleri olduğuna ve bunlara hıyânet etmemesi gerektiğine samimîyetle inanmak edebi olmalıdır.


* * *


XXI. Kezâ:

  • "Îmânın kemâli güzel ahlâktır." (ÖFM)
  • "Allāh'a en sevgili olan kul, ahlâkı en iyi olandır." (ÖFM)
  • "Sizlerden Cennet'de bana arkadaş olan kimse, Dünyâ'da güzel ahlâka mâlik olanınızdır." (ÖFM)


  • "Ve hiç şühe yok ki Sen pek yüce bir ahlâka sâhibsin" (LXVIII/4)


Buna binâen:

"Üniversite Hocalığı", aynı zamanda, ilmî deontolojiye ve ilim ahlâkına ödünsüz riâyet etmek edebi olmalıdır.


* * *


XXII. Gene hadîslerde:

  • "Hayr işlersen daha hayrlıdır sana."
  • "Hayr çoktur ama yapanı azdır."
  • "Hayr hazîneleri de Allāh'ın katında, şer hazîneleri de. Ne mutlu o kimseye ki Allāh, onu hayr için anahtar yapmıştır, şer için kilit! Vay o kişiye ki Allāh, onu şer için anahtar etmiştir, hayr için kilit!"
  • "Hayrlınız, âhiretini dünyâsı için ve dünyâsını da âhireti için terk etmeyen ve vücûdu da âleme yük olmayandır." (ÖFM)


denilmektedir. O hâlde:

"Üniversite Hocalığı", hayatta iken ve vefâtından sonra, gerek ahlâkî gerekse ilmî fazîletleri dolayısıyla hayrla yâdedilebilmesini temin edebilmek edebi de olmalıdır.

Sonuç

Üniversite Hocalığı'nın İslâm Ahlâkı yönünden bu türlü temellendirilmesi, sanırım, ilk defa ifâde edilmektedir. Hiç kuşkusuz, bu konuda her şey söylenmiş ve konu tümüyle tüketilmiş değildir. Üniversite Hocalığı'nın daha pek çok vechesine değinmek ve bunları da Kur'ân'a ve Sünnet'e dayandırmak mümkündür ve bu konu, daha da derinliğine geliştirilmesi için, ciddî araştırıcıların himmetini beklemektedir.


* * *






[1]İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi eski Dekanı, Teorik Fizik Kürsüsü'nün eski Kürsü Profesörü ve Matematiksel Fizik Anabilim Dalı'nın eski başkanı.
[2]
Ahmed Yüksel Özemre, Türkiye'nin bilimsel ve teknolojik geleceği önündeki engeller/Umran, sayı: 67, s.30-36, Mart 2000.
[3]
Cidâl, insanı rakibine üstün kılmak için her çâreyi uygun bulan bir davranış biçimidir.

Tasarım & Geliştirme | magicleaves