Buradasınız

CEP TELEFONLARININ BAZ İSTASYONLARI

CEP TELEFONLARININ BAZ İSTASYONLARI VE İNSAN SAĞLIĞI



Prof. Dr. Ahmed Yüksel ÖZEMRE
(Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Eski Başkanı)
* * *


Baz İstasyonlarının Sağlık Açısından
Güvenlik Norm ve Standartları


Pozitif bilimler öncelikle ölçüm ve gözlemlere dayanır. Bunlardan hareketle bilimin gelişmesine yol açan teoriler geliştirilir; ayrıca fiziksel olayların insan sağlığı ile ilişkilerinde insanın zarara uğramaması için alınması gerekli önlemler tesbit edilir ve bunlarla ilgili uyulması gerekli normlar ve standartlar yetkili bilimsel kuruluşlar tarafından vaz edilir. Konuyla ilgili bu norm ve standartlar bilinmezse o konu hakkında insanlar yalnızca endîşelerini ve vehimlerini dile getirirler. Radyasyonların her çeşidi için bu norm ve standartlar tesbit edilmiştir.



Ancak, bu norm ve standartların niçin "vaz edilmiş oldukları gibi olması gerektiği" işin yalnızca uzmanlarını ilgilendiren ve konu dışındaki kimselerin anlaması mümkün olmayan bir uzmanlık alanı olduğundan çoğu kez iyi niyetli kimselerin dahi kafasını karıştırmaktadır. Sansasyon ve çıkar peşindeki Medya da çoğunlukla yangına körükle koşan fırsatçı bir tutum sergilemektedir. Meselâ Çernobil kazâsının akabinde Basın'ın büyük bir bölümü bu işin Türkiye'deki yegâne yasal görevlisi ve bilimsel otoritesi olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nu (TAEK'i) gözden düşürmek ve halkta kollektif bir paranoya ve hattâ kollektif bir histeri uyandırmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Oysa TAEK bütün bu olayda, 300 ü bu konuların çeşitli vechelerinde uzman olan 627 kişilik kadrosuyla, yalnızca Uluslararası Radyasyondan Korunma Komitesi (ICRP) ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAEA'nın) tesbit ve vaz etmiş oldukları radyasyon norm ve standartlarından hareketle Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO'nun), Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO'nun) ve Avrupa Birliği'nin (AB'nin) türetmiş oldukları çok daha katı radyasyon norm ve strandartlarını uygulamaktan başka bir şey yapmamıştır.



Son zamanlarda gene Medya'nın bir bölümünün bu kez de halkın cep telefonları ve bunların baz istasyonları hakkında, halkı objektif bir biçimde bilgilendirmek yerine, vehim ve endîşeleri kundaklayıcı bir tutum içine girmiş olduğu gözlenmektedir. Ne yazıktır ki, uzmanlığı "radyasyon" olmayan bir takım bilim adamları da ille bu konuda bir takım şeyler söylemek tutkusuyla, açık seçik bilimsel kavramlara ve ilme dayanacak yerde yalnızca vehimlerini dile getiren bir tutum sergilemektedirler.

Cep telefonları ve bunların baz istasyonlarının yaydıkları elektromagnetik radyasyonların fiziksel etkileri hakkında bilgilerimiz yeterince ayrıntılı olduğundan bunlar hakkında da norm ve standartların geliştirilmesi ve güvenlik kriterlerinin vaz edilebilmesi mümkün olmuştur. Şunu kesin olarak ifâde etmek gerekir ki hem cep telefonları hem de baz istasyolarının antenleri, uygun tasarımlanmış ve gerektiği gibi monte edilmiş olmaları şartı altında, bu konuda vaz edilmiş olan bütün sağlık güvenliği şartlarına uymaktadırlar.



Cep telefonları ile baz istasyonlarının antenlerinin ürettikleri elektromagnetik dalgalara mâruz kalan halkın sağlık bakımından zarar görmemesi için hem uluslararası ve hem de ülkelerin ulusal "güvenlik normları" vardır. Bunlar arasında en çok kabûl gören Elektronik ve Elektrik Mühendisleri Enstitüsü (Institute of Electrical and Electronics Engineers: IEEE) ile Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü'nün (American National Standards Institute: ANSI) geliştirdikleri ANSI/IEEE standartları, Uluslararası İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonlardan Korunma Komisyonu'nun (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection: ICNIRP) ve A.B.D.nin Radyasyondan Korunma ve Ölçümler Ulusal Şûrâsı'nın (National Council on Radiation Protection and Measurements: NCRP) ayrı ayrı geliştirmiş oldukları standartlardır. Bu standartlarda kullanılan birim, mâruz kalınan elektromagnetik radyasyonun güç yoğunluğunun ölçüm birimi olarak, santimetrekare başına miliWatt'tır (mW/cm2).



1992 yılında ASSI/IEEE, halkın mâruz kalmasına izin verilen maksimum güç olarak: 1) 1800-2000 MHz'lik PCS baz istasyonu antenleri için 1,2 mW/cm2, ve 2) 900 MHz'lik cep telefonları için de 0,57 mW/cm2 değerlerini kabûl etmiştir.



A.B.D.nin Federal İletişim Komisyonu (Federal Communication Commission: FCC) cep telefonları ve baz istasyonları hakkındaki standartları ise bunlara göre daha katıdır. FCC'nin 2000 MHz için güvenli sağlık standardı 1 mW/cm2 ve 900 MHz için güvenli sağlık standardı ise 0,5 mW/cm2 dir.



ANSI/IEEE'nin, FCC'nin, ICNIRP'nin, NCRP'nin ya da diğer bazı ülkelerin standartları biribirlerine göre ufak farklılıklar arz edebilmektedir. Bunun sebebi hepsinin de aynı biomedikal verilerden hareket etmelerine ve konuya yaklaşımlarında aynı stratejiyi izlemelerine rağmen herbirinin farklı bir model seçip hesaplarını bu model çerçevesinde icrâ etmeleridir.



900 MHz ile 2000 MHz arasındaki frekans aralığında bir insanın apaçık radyasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalması için sürekli olarak en az 100 mW/cm2 büyüklüğünde bir radyasyona mâruz olması gereklidir. 40 mW/cm2 büyüklüğünde bir radyasyona mâruz kalanlarda bazı rahatsızlıkların zuhur ettiği bilinmektedir. 4 mW/cm2 büyüklüğünde elektromagnetik radyasyona mâruz kalındığında da bazı fizyolojik sıkıntıların ortaya çıktığına dair iddialar ileri sürülmüşse de bunlar başka araştırıcı ekiplerin aynı şartlarda yapılan deneylerinde te'yid edilmemiştir.



Yerden 12,5 metre kadar yüksekteki bir baz istasyonunun anteni, mümkün olan maksimum güçte çalışsa bile, bu antenin civârında yerde bulunan bir kimsenin üzerine ilettiği güç yoğunluğu 0,02 mW/cm2 den fazla değildir. Bu ise FCC'nin güvenli sağlık standardının öngördüğü 0,5 mW/cm2 nin 25 de biridir ve çok büyük bir güvenlik marjına tekābül etmektedir. Hâlbuki gerçekte yerdeki bir kimsenin mâruz kaldığı gerçek radyasyon enerjisi yoğunluğu çoğunlukla 0,0001 mW/cm2 ile 0,005 mW/cm2 aralığı arasında değişmektedir. Bir binânın içindeki radyasyon enerjisi yoğunluğu ise dışarıdakinden 3 ilâ 20 kez daha azdır.



Eğer insanlar bir baz istasyonu antenine düşey olarak 12,5 metreden ve yatay olarak da 6,5 metreden daha yakın iseler [ki bu, antenin: ya 1) kule olmaksızın binânın damına, ya 2) binânın cephesine, ya da 3) gazetelerde yer aldığı gibi Beşiktaş'ta kaldırım kenarındaki bir ağacın yerden 5-6 metre yükseklikteki bir dalına monte edilmiş olmasına tekābül eder] bu durum güvenlik standartlarının çiğnenmiş olması anlamına gelir.



Ne yazıktır ki cep telefonu şirketleri tesis ettikleri baz istasyonlarını ucuza mal etmek için, bunların etkinliklerinden fedâkârlık etmekte ve, bunları binâ üstünde bir kuleye monte etmeleri gerekirken, yukarıdaki iki misâlde olduğu gibi ucuz fakat sağlık açısından riskli montajlara başvurmaktadırlar.



Buna göre bir okulun ya da bir hastahânenin damına usûlüne göre dikilmiş bir kuleye monte edilmiş bir baz istasyonu anteninin öğrencilere de, hastalar ile hastahâne personeline de kesinlikle zararı olmaz.


Cep Telefonlarının Sağlık Üzerindeki Etkileriyle
İlgili Olarak İleri Sürülen Endîşeler



Telsiz telefon ve radyo yaklaşık 100 yıldır kullanılmaktadır. Elektromagnetik dalgaların insan organizması üzerindeki etkileri ise 50 yıldan beridir bilimsel araştırmalara konu olmuş ve bu yönde 10.000 den fazla inceleme ve araştırma yapılmıştır. Bu incelemeler, standartlara uygun olarak monte edilmiş olan radyo ya da cep telefonu antenlerinin yaydığı elektromagnetik dalgaların insan organizması üzerinde zararlı hiçbir etkisi bulunmadığını ortaya koymuşlardır.



Bununla beraber, cep telefonlarının kendileri söz konusu olduğunda bunların sağlık üzerinde ve sosyal hayatın bazı vechelerinde bir takım olumsuz ve hattâ tehlikeli etkileri olabileceğine dair iddialar ileri sürülmüştür. Birinci şık elektromagnetik dalgaların canlılarla etkileşmesi, ikinci şık da elektromagnetik dalgaların elektronik devre içeren düzenlerle etkileşmesi ile ilgilidir.



Cep telefonunuzda arandığınızda eğer bir bilgisayarın, ya da bir radyonun yakınındaysanız telefon ile bu cihazın etkileşmesi bu cihazda ortaya çıkan rahatsız edici bir parazitle kendisini gösterir. Cep telefonuyla konuşmanız, içinde bulunduğunuz aracın ABS frenlerini etkisiz hâle getirebilmekte ya da bazı araçların kapılarını otomatik olarak kilitleyebilmektedir. Bahreyn'de son günlerde vuku bulan ve yüzden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan uçak kazâsında iki yolcunun cep telefonuyla konuşmakta oldukları tesbit edilmiştir. Büyük bir ihtimalle bu cep telefonlarının yaydığı elektromagnetik dalgalar uçağın hassas elektronik devreleriyle etkileşerek onları devre ve uçağı da kontrol dışı bırakmış bulunmaktadır. Kalp pili taşıyan kalp hastaları yanında cep telefonunun anteninin hastanın kalp pili yönünde bulunması hâlinde kalp pilinin işleyişinde düzensizliklerin zuhur edebileceği de tesbit edilmiştir. Ayrıca hastahânelerin hassas ölçüm ve görüntüleme cihazlarının bulunduğu belirli bölümlerinde de sonuçları bozabilmesi dolayısıyla cep telefonlarının kullanılması uygun değildir.



Uluslararası İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyonlardan Korunma Komisyonu (International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection: ICNIRP) insan vücûdu tarafından soğurulan elektromagnetik enerjinin vücûd sıcaklığını 1 derece santigrad arttırması hâlini zararlılık sınırının alt düzeyi olarak kabûl etmektedir. Buna elektromagnetik radyasyonun ısıtma ya da pişirme etkisi denir (Mikrodalga fırınları da işte bu etkiye dayanarak yemekleri ısıtırlar). ICNIRP, buradan hareketle, ortalama bir kan basıncı için bir insanın zararsızca soğurabilmesine izin verilen kilo başına maksimum elektromagnetik enerjiyi 4 W/kg olarak tesbit edilmiştir. Bununla beraber Dünyâ Sağlık Örgütü (WHO) ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO): 1) işçiler için 0,4 W/kg, ve 2) halk için de 0,08 W/kg değerlerini üst sınır olarak kabûl ederek daha katı güvenlik standartları vaz etmiştir.



Bilimsel incelemeler cep telefonlarından yayınlanan elektromagnetik radyasyonun beyinde herhangi bir anlamlı ısınmaya (sıcak-nokta'ya) yol açmadığını göstermiştir. Aslında vücûdumuz tıpkı bir havalandırma sistemi gibidir ve bir taraftan kan dolaşımı, öte yandan da ortamın genellikle vücûd sıcaklığından daha düşük olan sıcaklığı, cep telefonuyla ne kadar uzun konuşulursa konuşulsun, beynimizde sıcak-nokta'ların oluşmasını önler. Yâni cep telefonlarının ısıtıcı etkileri ihmâl edilecek kadar ufaktır. Gerçekten de, yumuşak hareketlerle yapılan bir jimnastik dahi beynimizi cep telefonlarımızın yayınladığı elektromagnetik dalgalardan çok daha fazla ısıtmaktadır.



Lâboratuvarda gerek cep telefonlarının gerekse baz istasyonlarının güçlerinden çok daha fazla güçte ve sürekli elektromagnetik radyasyona mâruz bırakılan fareler üzerindeki deneyler bu radyasyonun kansere sebeb olduğu ya da kanser oluşmasına katkıda bulunduğu hakkında elle tutulur kanıtlar ortaya koyamamışlardır.



Sonuç



Cep telefonu kullananların sağlık açısından bir endîşe duymaları yersizdir. Baz istasyonları ise standartlarına uygun monte edildikleri takdirde tehlikesizdir.



* * *


Tasarım & Geliştirme | magicleaves