Buradasınız

ÜSKÜDAR'IN DOST IŞIĞI: AHMED YÜKSEL ÖZEMRE [MEHMET NURİ YARDIM]

ÜSKÜDAR’IN DOST IŞIĞI: AHMED YÜKSEL ÖZEMRE


(Mehmet Nuri Yardım, Âşinâ Çehreler, s. 288-290, Nesil Yay. İstanbul 2007)

    Ahmed Yüksel Özemre, yüksek ilim sâhibi, ilmiyle âmil ve memleketin çeşitli meseleleri hakkında kafa yoran çok değerli bir düşünce ve his adamıdır. İrfânımızın bu mümtâz ve tanınmış simâsı, onlarca rahatsızlığına rağmen dur durak bilmeden çalışmakta, düşünmekte, yazmakta ve müstesnâ eserler vermektedir.

    Özemre Hoca’nın pek çok eseri bulunuyor. Akademik yayınları çok fazla; fakat onun daha çok eski İstanbul’u ve o dönemin sosyal/kültürel hayatını aktardığı eserleri bilhassa gençler tarafından çok ilgi görüyor. Özellikle son yıllarda neşredilmiş ve büyük bir okuyucu kitlesine hitâb etmiş bulunan kitaplarından bâzıları üzerinde durmak gerekiyor. Hâtırat türüne giren ve İstanbul’u, husûsen Üsküdar’ı dile getiren bu eserlerde okuyucu, yaşanmış güzellikleri, eski insanlarımızın eskimeyen zarîfliklerini görüyor. Özemre’nin bu tarz eserleri arasında en önemlilerinden biri şüphesiz Geçmiş Zaman Olur Ki… isimli eseridir. Yazarımız bu eserinde, çocukluğunun ve gençliğinin Üsküdar’ını ve İstanbul‘unu anlatmakla, hayatına yön veren olayları çok canlı bir uslûbla dile getirmektedir.

    Yazarın neredeyse ismiyle özdeşleşen bir eseri de Üsküdar’da Bir Attâr Dükkânı’dır. Özemre bu eserinde, ebrû sanatının son büyük sanatkârı Mustafa Düzgünman’a ve ailesine ait attâr dükkânı ve çevresindeki şahsiyetlerle ilgili hâdiseleri kendine has tatlı bir uslûbla aktarmaktadır.

Gel De çık İşin İçinden, farklı bir çalışma olarak dikkat çekiyor. Kitaptaki metinlere dikkat çeken Özemre, okuyucunun bunları yalnızca “muhayyel fantastik hikâyeler” kabûl ederek okumalarını istiyor. Onların sabrını taşırmamak için, bilincine hücûm etmiş olan her şeyi yazıya dökmemiş, sayısını sınırlı tutmuş, hikâyelerini yine kendine has, fakat "belirli bir uslûb" içinde kaleme almıştır.

Portreler Hâtıralar, hocanın yine hâtıralardan ve bâzı portre yazılarından meydana gelen önemli bir eseri. Yazar genellikle ilmî çevrelerde karşılaşmış olduğu birtakım kimselerle ilgili unutamadığı hâtıralarını naklederek konulara rahmânî bir bakış açısından yaklaşmakta, bu zevâtın ilgi çekici portrelerini de çizmektedir.

Üsküdar, Ah Üsküdar!, yazarımızın yine bir şehir monografisi tarzında kaleme aldığı değerli bir eser. Burada Üsküdar’a has örf / âdet / zarâfet / sahâvet gibi hasletleri, beşerî münâsebetlerdeki letâfeti, bu beldede teşekkül etmiş olan sanat ve kültürü, çocukluk ve gençlik yıllarında şâhidi olduğu güzellikleri, kısacası "Üsküdar Medeniyeti"nin bir bölümünü tahassürle yâd etmektedir.

Özemre’nin son kitabı Üsküdar’ın üç Sırlısı, Kubbealtı Neşriyâtı arasında çıktı. Eski İstanbul’u bütün maddî ve mânevî özellikleriyle tanıyan, Cumhûriyet’in ilk yıllarından bugüne meydana gelen değişimi gören ve gösteren Ahmed Yüksel Özemre, âdetâ bir şehir fotoğrafçısıdır. Gördüğü, duyduğu, yaşadığı hayatı en ince teferruâtına kadar naklederken, nesiller arasında sağlam bir köprü de olmaktadır. Bu yüzden Üsküdar’ın tanınmasında, sevilmesinde ve değerinin anlaşılmasında hocanın emekleri çok fazladır. Özemre, daha önce kaleme aldığı Üsküdar'da Bir Attâr Dükkânı ve Üsküdar, Ah Üsküdar! eserlerinden sonra Üsküdar'ın üç Sırlısı’yla şâhid olduğu sırları okuyucularıyla paylaşıyor. Kitapta yazarın çocukluğu ve gençliğindeki Üsküdar’ında ahâli arasında dolaşan, ama esrârına muhiblerinin ancak pek azını âşinâ kılan sırlı velîlerinden Eşref Ede, Nâfiz Uncu ve Turgut çulpan’a ait hâtıraları zevkle ve istifâdeyle okunuyor. Ahmed Yüksel Özemre, eserinde, bir ömür boyu “muhabbetlerinden” istifâde ettiği üç şahsiyetin dışında Seyyid Abdülkādir Belhî Hazretleri’ni de kişilikleri, eserleri ve hayatlarındaki izleriyle okuyucuya tanıtıyor. Üsküdar’ı, Üsküdar’ın mânevî simâlarını ve Ahmed Yüksel Özemre’yi yakından tanımak isteyenlerin mutlakā okuması gereken bir eser, Üsküdar’ın üç Sırlısı.

O, eserlerinde her geçen gün yitip gitmekte olan kültürümüzün temel husûsiyetlerini, bir zamanlar ihtişâmıyla gözleri kamaştıran yüksek medeniyetimizin can alıcı unsurlarını ve Dünyâ’ya örnek olan muhteşem ve zarîf sanatımızın nirengi noktalarını anlatmaktadır. Bugün içinde bocaladığımız, sıkıntısını yaşadığımız temel meselelerin nasıl ve hangi projelerle açılabileceğinin ipuçlarını vermektedir. Bizi biz yapan kıymet hükümlerimize işâret etmektedir. Özümüzü kaybetmeden, benliğimizi yitirmeden nasıl ayakta duracağımızın formülünü göstermektedir. Fikirlerinin özünde, eşref-i mahlukât olan insanoğlunun metafizik dünyâsını çerçevelemekte ve yeni nesilleri güzel hedeflere yönlendirmektedir. Bugün okuyucuları arasında daha çok gençlerin bulunuşu boşuna değil; çünkü yeni nesillerle güzel bir diyalog kurabilmiş olan Özemre, âbide şahsiyetleri anlatırken onların güzel dünyâlarında okuyucusunu gezdirmekte, dolayısıyla yaşanmış güzel hayatların ışıklı ortamına gençleri taşımaktadır.

* * *

Tasarım & Geliştirme | magicleaves