Buradasınız

NÜKLEER TEHLİKE [MEHMET ŞEVKET EYGİ]

Kaynak: Millî Gazete 11.07.2006 Târihli Nüshâsı
Yazar : Mehmet Şevket Eygi


Nükleer Tehlike

ÜSTAD Prof. Ahmet Yüksel Özemre beyefendi, ricam üzerine hemen aşağıdaki yazıyı lütf etmişlerdir. Bazı gaileler yüzünden hemen elime ulaşır ulaşmaz yayınlayamadım. Kendilerine teşekkür ve hürmetlerimi arz ediyorum. (9 Temmuz 2006 tarihli Le Monde gazetesinde, bir nükleer santralda meydana gelecek bir kazaya tedbir olmak üzere Fransa’da, santralın 10 kilometrelik çevresinde yaşayanlara, gerektiğinde kullanmak üzere iyod hapları dağıtıldığını yazıyordu. Bu mesafe ABD’de 75 km. imiş...)

Aziz ve muhterem dostum Mehmet Şevket Eygi beyefendi,

29.06.2006 tarihli yazınızda bendenizden talep ettiğiniz bilgiyi aşağıda takdim ediyorum. Fakat önce, radyasyon konusunda yalnız Türkiye’de değil bütün diğer ülkelerde de halkın iyi bilgilendirilmemiş olduğuna ve bu durumun “radyasyon paranoyası yayarak” durumu ekonomik olarak lehlerine ndürmek isteyenlerin ekmeklerine yağ sürmekte olduğuna işaret etmek istiyorum.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın 5 Eylül 2005 tarihli hacimli raporuna göre çernobil kazâsı sonrasında şimdiye kadar bu kazânın yaydığı radyasyondan ölenlerin sayısı yalnızca 59’dur. Gene bu rapora göre kazâ ânında, kazâ merkez alınarak, 100 km. yarıçaplı bir dairenin içinde bulunmakta olan 600.000 kişiden de, bunların ömürlerinin sonuna kadar, radyasyon menşeli kanserden ölecek olanlar da toplam 4000 (dörtbin) kişi kadar tahmin edilmektedir. Kazâ merkezinden 100 km’den daha uzak yerlerde ise radyasyon ve radyasyon menşeli kanser yüzünden kimse ölmeyecektir.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun Mayıs 2006’da yayınladığı 7 cildlik çernobil raporuna göre de bu kazâ dolayısıyla Türkiye’de ne bir kişi ölmüştür ve ne de bir kişi kanser olmuştur. Türkiye’de kazâyı izleyen bir yıl içinde en fazla radyasyon almış olan kişinin bu bir yıllık radyasyon dozu tiroid guddesi teşhisinde kullanılan radyoaktif I-131’in bir seferde yüklemiş olduğu dozun ancak binde biri kadardır.

Dünya Petrol Karteli ve onunla sıkı ekonomik ilişkiler içinde olan çevreler için nükleer enerji büyük bir ticârî rakiptir. Dolayısıyla her türlü dezinformasyonu kullanarak Türkiye gibi ülkelerin nükleer enerjiden elektrik üretiminin önüne geçilmek istenmekte ve halkta radyasyon aracılığıyla nükleer enerjiye karşı bir paranoya ihdâsına çalışılmaktadır.

çernobil nükleer santrali “Batı Anlamında Nükleer Güvenlik Doktrini”ne uygun olarak inşâ edilmiş bir santral değildi. Reaktör basit tek tuğla sayılabilecek bir binâ içinde bulunmaktaydı. Hâlbuki söz konusu doktrine göre inşâ edilen nükleer santraller 1 ilâ 1,5 metre kalınlığında koruyucu ve uçak çarpmasına karşı bile dayanıklı, betonarme bir kabuk içinde muhâfazaya alınırlar. Bu kabuğun içindeki reaktörde bir kazâ vuku bulacak olsa personel dışarı çıkarılıp bu koruyucu kabuğun kapısı kapatıldı mıydı açığa çıkan bütün radyasyon bu koruyucu kabuk içinde hapsedilmiş olarak kalır. 1979 yılında ABD’de vuku bulan Three Miles Island nükleer reaktör kazâsında radyasyon, söz konusu koruyucu kabuk içinde hapsedilmiş ve ne bir kimsenin burnu kanamış ne de dışarıya radyasyon sızıntısı olmuştur.Şimdiye kadar Türkiye’nin açmış olduğu ama sonuçlandırılamamış nükleer santral ihâlelerinde hep “Batı Anlamında Nükleer Güvenlik Doktrini”ne uygun olarak inşâ edilmiş bir santral derpiş edilmiştir.

Nükleer bir kazâ ya da bir atom bombası patlaması vukuunda halkı koruyacak olan sığınaklara gelince, çernobil kazâsı gibi bir kazâ vukuunda bile bu kazâ merkez alınarak 100 km’den uzak yerlerde bu gibi sığınaklara gerek yoktur. “Batı Anlamında Nükleer Güvenlik Doktrini”ne uygun olarak inşâ edilmiş bir santralın ise yakınında bile bu kabil sığınaklara gerek yoktur; çünkü böyle bir santralin koruyucu kabuğu koruma işlevini mükemmelen görmektedir. İspanya’nın Akdeniz sâhilindeki Vandellos Nükleer Santrali’nin hemen yanında bir plâj vardır ve halk güvenle buradan denize girmektedir.

Fakat iş nükleer bombaya mâruz kalması muhtemel stratejik yerler için böyle değildir. Bu gibi yerlerde nükleer patlamanın hâsıl ettiği mekânik ve termik etkilerden korunmak için mutlaka nükleer sığınaklar inşâ edip hazır tutmak zorunluluğu vardır. Bu sığınaklar tercihen toprağın altında, nükleer bombanın hem mekanik hem termik etkilerinin ve hem de radyasyonun tesir edemeyecekleri bir derinlikte yapılır. Bu etkilere karşı iyice zırhlanmış toprak üstü sığınak ve barınaklar da tasarımlanmıştır. Bu sığınaklar nükleer bombanın hâsıl edeceği radyoaktif elementlerin toplam radyoaktivitesi iyice azalıncaya kadar (en azından 6 ay için) insanları koruyacak biçimde inşâ edilir.

Nükleer sığınaklarda;

  • Günde adam başına 1 litre içilebilir su, 10 litre temizlik için su, 0.5, kg gıdâ ve beden temizliği ile ilgili yeterince sabun, diş mâcunu, deterjan stoku.


  • Yeterli sayıda ranzalar.
  • Mümkünse ailelerin geçici de olsa mahremiyetlerini koruyacak mekânlar.


  • Gerekli ilâçlar, ilk yardım ve gerekli tamirat takımları.


  • İlk ciddi müdâhaleleri yapabilecek ameliyathâne ve techizatı.


  • Sığınakta zarurî dışarı çıkışlar için radyasyon geçirmeyen giysiler ve teçhizat.


  • Radyoaktif serpintileri tutucu filtrelerle mücehhez havalandırma sistemi.


  • Sığınaktaki ve dışarıdaki radyasyon seviyesini ölçen bir teçhizat.


  • Az elektrik sarfeden, LED'ler ile çalışan özel bir aydınlatma sistemi.


  • İç duvarları "ısıtıcı boya" ile boyanmış ve 12 Volt sürekli ya da 220 Volt alternatif akımla çalışan bir ısıtma sistemi.


  • Dışarıyla bilgi alış-verişini ve iletişimi sağlayan bir telekomünikasyon sistemi.


  • Kapalı devre pompalı duş sistemi.


  • Atık suları arıtma tesisatı.


  • Kimyasal arıtmalı tuvalet sistemi.


  • Yer altı sularını sığınağın içine aslâ sızdırmayacak olan bir yapısı.


  • Sığanığın nem oranını kontrol eden bir sistemin bulunması gerekmektedir.



Bu gibi sığınakların mâliyetleri fevkalâde yüksek olacak ve her şehrin altına, bu kapsamda, ikinci bir şehir inşâ etmek gerekecektir. Bunu bütün Dünyâ’ya teşmil etmek ise mümkün görünmemektedir.


Bugünkü uygulamada nükleer sığınaklar, ancak, bir nükleer harpte ilk anda vurulması muhtemel gözüken: 1) Askerî stratejik kumanda merkezleri, 2) Kıtalararası füze birimleri ve 3) Havaalanları gibi fevkalâde stratejik noktalarda bulunmaktadır.


Selâm ve muhabbetlerimle bilginize arz ederim, azîz ve muhterem kardeşim.

PROF. DR. AHMED YÜKSEL ÖZEMRE

Tasarım & Geliştirme | magicleaves