Buradasınız

ÜSKÜDAR'IM


ÜSKÜDAR'IM


Vaniköy'den Harem'e, Umrâniye'ye

kadar

Fukarâ-i sâbirîn ülkesidir

Üsküdâr.

Her zâir bu mekânda mânevî bir

zevk tadar;

Sırlı evliyâullāh beldesidir

Üsküdâr.

Ona gönül kaptırmış kaç mânevî

hükümdâr!

Bu târihiyle bile efsânedir

Üsküdâr.

Pekçok ulvî vasfa da gizlice olmuş

medâr;

Hakikî ehl-i hâlin mekânıdır

Üsküdâr.

Öyle bir şehirdir ki her nakîseyi

budar.

Sehâvet ve zerâfet makāmıdır

Üsküdâr.

Mâzîde nice hayra olmuş iken

bayrakdâr,

Güllere, bülbüllere de melceydi

Üsküdâr.

Ebrû'da, hat'ta oldu tüm cihâna

alemdâr;

Sâkinine inşirâh bahşetmekte

Üsküdâr.

Kur'ân tilâveti de burda olmuş

mânîdâr.

"Üsküdâr Ağzı" ile nâm kazanmış

Üsküdâr.

"Azîz Allāh" sesleri hâkimdir her

ezânda.

Bir başka lâtîf olur Üsküdar,

Ramazân'da.


Her sokakta bir câmi, bir türbe,

bir zâviye;

Üsküdâr'da insânı cezbeder

biteviye.

Üç "Sinan Camii"ni1

hangi ilçe hâmildir?

Bu, Üsküdâr'a mahsûs vedîa-i

cemîldir.

Bunca konak ve yalı başka nerde

bulunur?

Bu medeniyet ancak Üsküdâr'da

korunur.

Ehl-i dilin sohbeti, beldede, hâlâ

zinde;

Nice tâlib yürüyor mürşidlerin

izinde!

Âdâb-ı muâşeret burdan etti

intişâr,

Sohbet müntesibiydi şâir, edib,

müsteşâr.

Türk, ermeni, yahudi, acem ve rum

ahâli

Muhabbetle yaşardı üsküdârî bir

hâli.

Bu belde kılmaktaydı beş milleti

kafadâr;

Bir vahdet potasıdır bu vasfıyla

Üsküdâr.

Velîsiyle delisi ve meczûbuna

hâmî

Bir mülk-i emîndir, bil, bu

memleket-i lâmî2!

Beldeye şekil veren: "Saray'ın

damgası"dır;

Üsküdâr, İstanbul'da mekānların

asıdır.


Lodosunda mehtâbı: yakamozlu ve

rahşân;

Gurûb-i şemsi, kılar, batısını

zerefşân3.

Yektâdır, İstanbul'da, çeşnisi

sularının;

Revnâki bir başkadır yağmurunun,

karının.

Bir istisnâdır doğmak ve geçmek

Üsküdâr'dan;

Ve âlemi, temâşâ eylemek

kenârından.

Üsküdâr'a mahsûstur bu tevâzu,

mahfîyyet,

İnsanı kâmil kılan bu esrârlı

hüviyyet.

Tevekkülle beklenir Üsküdâr'da son

nefes,

Son zemzem ve son telkin,

sönüyorken son heves.

Rabb'im! Üsküdâr'ımda verilsin

bana zemzem!

Hüdâyî Dergâhı'ndan kaldırılsın

cenâzem!




* *

*







[1] 1) Mihrimâh Sultân Câmii (İskele

Câmii), 2) Vâlide-i Atîk Câmii ve 3) Şemsipaşa Câmii (Kuşkonmaz Câmii)

[2] Lâmî: Parlak, parlayan.

[3] Zerefşân: Altın saçıcı, yoğun biçimde altın gibi rengi

olan.

Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves