Buradasınız

'BİLİM BİR NOKTA İDİ...' [ÖMER LÜTFÜ METE]

‘Bilim bir nokta idi...’
Ömer Lütfü Mete (omerlutfimete@bugun.com.tr)

Geçtiğimiz Perşembe günü Hakk'a yolcu ettiğimiz Ahmet Yüksel Özemre hocamızla ilgili yazıma hiç ummadığım birkaç tepki aldım. Birisi 'Hoca'ya Allah rahmet etsin de, İncil için söyledikleriyle çuvalladıydı' diye hüküm biçmiş.Vatandaş neredeyse 'Allah rahmet etmesin' diyecek de lütfedip esirgemiyor! Bir başkası ona 'allame' dememi eleştirerek dinle Diyanet'le ilgilenmekten bilimle uğraşmaya vakit bulamadığını öne sürüp hakkındaki hüsnü zannımı sorgulamış... Böyle bir tartışmaya girmek ve sürdürmek niyetinde değilim. Bu tepki ve eleştirileri, 'allame' terimini bir nebze açma fırsatı olarak değerlendirmek istiyorum.

Erbabının affına sığınarak basit bir bilgi ekleyeyim: 'Allame' eski bir terim olarak 'âlim' kelimesinin 'mübalağa' kipidir. Buna göre 'âlim' kelimesi lügatte 'bilen' anlamına gelirken 'allame' ise 'çok bilen' demek olur. Böyle olduğu için de 'allame' kelimesi, bağımızı kopardığımız klasik kültürümüzde, dönemin değişik ve farklı ilim kollarında bilgiye sahip kişiyi tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Klasik kültürümüzde ayrıca 'bin türlü fenne vakıf' anlamındaki 'hezarfen' terimi de vardı ki, daha ziyade, teknik hünerlere de sahip insanları anlatmada kullanılırdı.

Kısacası 'allame hem bize özgü hem klasik bilgi ve kültür şartlarının ürettiği ve yaşattığı bir terim. Malum, bilim başlangıçta tekti. Bilgi arttıkça farklı bilim kolları ortaya çıkmaya başladı. Aslında bu dallanma, ilk büyük verimini İslâm uygarlığı ile gerçekleştirdi. Yakın çağlarda ise klasik bilim dalları da kendi içlerinde pek çok alt uzmanlık alanlarına bölündü.

Şimdi, böyle bir zamanda kimse için 'allame' terimi kullanılması söz konusu olamaz. Günümüzdeki bilim adamları için 'büyük bilgin', hatta 'dahi' gibi unvanlar kullanabiliriz. Meselâ Einstein bir dahidir ama 'allame' değildir. Yine meselâ çok saygı duyduğum Oktay Sinanoğlu da alanının büyük bilginlerinden biriyken son dönemlerinde Türk kültürü ve Türkçe sancılarıyla farklı alanlara yoğunlaşsa da kullandığım anlamda 'allame' terimiyle tanımlanabilecek bir klasik değildir.

Ahmet Yüksel Özemre için 'son allame' terimini kullanırken merhum hocamızın akademik birikimiyle ilgili bir hükümde bulunmak aklımın köşesinden bile geçmemiştir. Nitekim o yazıda kullandığım ifade, kelimesi kelimesine 'Türk İslâm uygarlığının son allame örneği' şeklindedir. Bu ifade, farklı alanlarda birikim sahibi olmayı belirten klasik kültürümüze özgü bir terim seçtiğimizin kanıtıdır. Özemre, farklı bilgi alanlarının esasında tek noktada birleştiğini örnekleyen şahsiyetti.

O birleşme noktası, gerçek âlimin haddini bildiği, derin ve engin göreceliği kavradığı duraktır: 'Şahsen benim bildiklerim; bütün bilinenler, bilinebilecek olanlar ve bilinmeyenlerin yanında okyanusta bir damla bile değildir. Bir tarafta sonsuz bilgi, bir tarafta sınırlı miktarda öğrenilmiş ve bilinmiş veriler...

Benim sınırlı bilgimi, sonsuz bilgiye nispet ettiğim zaman matematik sonuç, sıfırdan başka bir şey değildir.' Bu bahis, Hazret-i Ali'nin meşhur hikmetinde ifade zirvesini bulur: 'İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı...

Kaynak: Bugün Gazetesi Internet Sitesi

Link: http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=30501

Haber Tarihi: 30 Haziran 2008, Pazartesi

Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves